Kapitalizmin Çöküş Evresinde Proleter Mücadele
Rus Devrimi (1. bölüm): Tarihteki ilk kitlesel ve bilinçli devrim
Kapitalizmin çöküşü (2)
Kapitalizm Tarihinin En Ciddi Ekonomik Krizi
Tek alternatif işçi mücadelesinin kapitalizmi devirmesi!
Bu yaz askeri barbarlığın yeniden patlak verişine tanık oldu. Büyük ülkeler Olimpiyat Oyunları’ndaki madalyalarını sayarken, terörist saldırılar Orta Doğu’yu, Afganistan’ı, Cezayir’i, Lübnan’ı, Türkiye’yi ve Hindistan’ı vurdu. İki aydan daha kısa bir sürede, ardı ardına on altı saldırı, şehirlerde onlarca insanının hayatını aldı.
Komünist sol ve marksizmin devamlılığı
Komünistler ve Ulusal Sorun
1900-1920: Kapitalizmin çöküş döneminin şafağında ulusal sorun tartışması “Dünyanın bütün işçileri, birleşin!”. Marks ve Engels tarafından 1848’de yazılan Komünist Manifesto’nun sonunda bulunan bu çağrı yalnızca coşkulu bir öneri değildir; işçi sınıfının zaferinin en can alıcı koşullarından birini de ifade eder. İşçi sınıfı hareketi, kapitalist sınıfın proletarya üzerindeki hakimiyetinin gelişiminin bir simgesi olan ulusal sınırlara karşı, enternasyonal sınıfsal niteliğini doğar doğmaz ilan etmişti. Fakat 19. yüzyıl kapitalizmi, pre-kapitalist üretim ilişkileriyle ilişkili olarak, henüz gelişim kapasitesinin sonuna ulaşmamıştı. Belirli anlarda ve daha önemlisi belirli koşullarda, komünistler işçi sınıfının burjuvazinin çeşitli kesimlerini destekleme ihtimalini göz önünde bulundurdular, çünkü kapitalizm bir yandan kendisini geliştirirken diğer yandan proleter devrim için gerekli koşulların olgunlaşmasını hızlandırıyordu.
Kapitalizmin Çöküşü
Devrim bir yüzyıldır gerekli ve mümkündür
Avrupa’daki savaşın korkunç gerçekliğinin daha bir su yüzüne çıktığı 1915 yılında, Rosa Lüksemburg “Sosyal Demokrasi’nin Krizi”ni veya Rosa’nın kitabın altına koyduğu takma isminden gelen ve daha fazla bilinen ismiyle “Junius Kitapçığı”nı yazdı. Kitapçık hapishanede yazıldı ve savaş başlar başlamaz kurulmuş olan Internationale grubu tarafından yasadışı olarak dağıtıldı. Kitapçık, Alman Sosyal Demokrat Partisi (SPD) liderliği siyasetinin acımasız bir eleştirisiydi.
Emperyalizm üzerine
“Ulusal Kurtuluş” mücadelelerinin dünyanın her yanına yayılmasıyla, kapitalist devletler arasındaki yerel savaşların gittikçe artması ve 2 büyük emperyalist bloğun son bir nihai karşıtlaşmaya hazırlanmasıyla – ki bütün bu olgular da kapitalist dünya ekonomisinin durdurulamaz çürüyüşünün ifadesidir- birlikte, devrimcilerin, emperyalizmin ne anlama geldiğine dair net bir kavrayış geliştirmeleri gittikçe daha büyük bir gereksinim haline geliyor.
Çürüme üzerine tezler

İçindekiler
- Kapitalizm Tarihinin En Ciddi Ekonomik Krizi
- Kapitalizmin Çöküşü: Toplumsal Düzeni Anlamak İçin Nasıl bir Bilimsel Yönteme İhtiyacımız Var
- Ölü Doğan Uluslar: 70 Yıllık Ulusal Kurtuluş Hareketlerinin Bilançosu
- Kapitalizmin Çöküş Evresinde Proleter Mücadele
- Rus Devrimi: Tarihteki İlk Kitlesel ve Bilinçli Devrim
Karl Marks, Eylül 1843
“ … O halde hiçbir şey bizim eleştirimizi politikanın bir eleştirisine ve politikadaki belirli bir parti tavrına bağlamaktan, dolayısıyla da eleştirimizi gerçek mücadeleler ile özdeşleştirmekten alıkoyamaz. Bu durumda bizler dünyanın karşısına yeni bir ilkeye sahip doktrinerler gibi çıkmayız. Biz ona “işte karşısında eğilmen gereken gerçeklik!” demeyiz. Biz dünya karşısında onun kendi ilkelerinden yeni ilkeler türetiriz. Dünyaya, “senin mücadelen hiçbir anlam ifade etmiyor. Biz ise senin suratına mücadelenin gerçek sloganını bağırmak istiyoruz” demeyiz. Biz sadece dünyaya ne için savaştığını ve bunun bilincinin, beğensin ya da beğenmesin, dünyanın elde etmek zorunda olduğu bir şey olduğunu gösteririz.
Bilincin ıslah edilmesi sadece dünyanın kendi bilincini netleştirmesini mümkün kılmayı, kendisi hakkındaki hayallerinden onu uyandırmayı, ona kendi eylemlerinin anlamını açıklamayı içerir. Bütün hedefimiz –aynı zamanda Feurbach’ın dinin eleştirisi durumunda olduğu gibi- sadece dinsel ve politik sorunları öz-bilinçli insan biçimine sokmaktan oluşabilir.
Bundan dolayıdır ki sloganımız şudur: Bilincin, ama dogmalar yoluyla değil, ister politik ister dinsel biçimde belirsin, kendisine belirsiz gelen bilincin, mistik bilincin analizi yoluyla düzeltilmesi. Bu yolla dünyanın uzun süredir ancak bilincine vararak elde edebileceği bir şeyin rüyasını gördüğü ortaya çıkacaktır. Meselenin geçmiş ile gelecek arasında büyük bir çizgi çekmek olmadığı tersine geçmişin düşüncelerini ilerletmek olduğu belirginleşecektir. Ve son olarak, ortaya çıkacaktır ki insanlık yeni bir işe başlamaz ama eski çabasını bilinçli olarak tamamlar.
Dolayısıyla, dergimizin hedefini tek bir cümleyle özetleyebiliriz: zamanımızın çabası ona (eleştirel felsefe yoluyla) kendi arzularının ve mücadelesinin anlamını göstermektir. Bu hem dünyanın hem de bizim işimizdir. Sadece birleşik güçlerin bir çabasının ürünü olabilir. Bu bir tövbeden, itiraftan başka bir şey değildir. Günahlarının bağışlanması için insanlığın onları sadece gerçekte oldukları şekliyle ifade etmesi gerekir.”